Bu yazi 6 dakikada okunabilir.

Lisansüstünde İş-Hayat dengesi

İyi bir iş-hayat dengesi genel olarak fiziksel ve zihinsel sağlığınıza katkıda bulunur. Lisansüstü öğrencileri, diğerlerine göre daha fazla depresyon ya da kaygı oranı olması nedeniyle, iyi bir iş-yaşam dengesini sağlamaları en önemli önceliklerinden biri olmalıdır. Bu yüzden lisansüstünde İş-Hayat dengesi kurabilmek oldukça önemlidir.

OECD’nin raporuna göre Türkiye iş-hayat dengesi sıralamasında Rusya, Brezilya ve Güney Afrika ve 35 OECD ülkesi arasında 38. sıradadır. Bu 38 ülkenin haftada 50 saat ve üzeri çalışma süresi ortalaması %13 iken Türkiye’de bu oran yaklaşık %34’tür. İlk üç sırada ise Rusya (%0.2), Hollanda (%0.5) ve İsveç (%1.1) bulunmaktadır. 

Peki bu oranı düşürmek için neler yapılabilir? Maalesef özel sektör için geçerli olmasa da akademik kariyer yapanlar ya da yapmaya başlayacak olanlar Akademik kariyerin faydaları başlıklı yazımda belirttiğim süre özgürlüğü ve özerklik maddeleri ile ilgili aşağıdaki önerileri göz önünde tutarak iş-hayat dengesini kurup daha verimli olabilirler.

Uzun süre çalışma daha iyi çalışma değildir!

Genel algı olarak lisansüstü öğrencileri kapasitesinin üzerinde çalıştırılır ve çalışmaları dışında pek zamanları olmaz. Ancak bu kalıplaşmış görüş doğruyu yansıtmamaktadır. Yani uzun süre çalışma daha iyi çalışma anlamına gelmemektedir. 12 saat boyunca durmadan aynı iş üzerinde çalışarak iyi bir iş çıkarılır mı? Yeni bir çalışma için bir gün daha beklemek yerine akşam 8’de başlamak daha mı yararlıdır? Belki sadece teslim tarihi yaklaşmış işler için yararlı olabilir ancak işlerinizi son güne bırakmak yerine düzenli olarak bütün süreç boyunca çalışırsanız buna da gerek kalmayacaktır.

Genel olarak herkes için etkili ve verimli çalışmak iyi bir iş-hayat dengesini elde etmenin altın anahtarıdır. Bu durum aynı zamanda çoğu lisansüstü öğrencisi için önemlidir. Etkili ve verimli çalışmak için, işinizde gereksiz yere harcayacağınız zamanı mümkün oluğu kadar azaltmanız gerekmektedir. Bunun için yeni bir işe başlamadan önce planınızı yapın ve böylece yapacağınız iş gerekenden daha uzun sürmez. İşinize başlamadan önce bütün aşamaları düşünün, ihtiyacınız duyacağınızı düşündüğünüz tüm kaynaklara sahip olup olmadığınızı belirleyin ve her aşama için yaklaşık ne kadar süre harcamanız gerektiğini hesaplayın. Bazı şeyler planınıza uygun gitmeyebilir ancak bunun üstesinden gelmek için biraz zamanınızı ayırarak ileride daha büyük sorunların önüne geçebilirsiniz. Plan yaparsanız günün erken saatlerinde kaybedilen zamanının telafisi için geç saatlere kadar çalışmak zorunda kalmazsınız.

İşiniz hakkında seçici olmak da planlamanın bir parçasıdır. Diyelim ki yeni bir konu hakkında bilgi almanız gerekiyor. Tüm gün boyunca konu hakkında bulabildiğiniz her bir makaleyi okumak mı yoksa sadece en çok atıf almış makale ve kitap bölümlerini okuyarak ve sonrasında da akşamında başka şeyler yapmak mı size daha cazip gelir? Hangisinin konuyu daha derinlemesine anlamanızı sağlayacağını düşünün. Birinci seçeneği denerseniz tüm gününüzü çalışmakla harcayıp konu hakkında üstünkörü bilgi sahibi olmakla sonuçlanacaktır. Birkaç önemli makaleyi dikkatli okumakla daha fazlasını öğrenebilirsiniz, ayrıca bunun yanında okumakta olduğunuz şeyi fiilen gerçekleştirmek için de zamanınız olacaktır.

Saatinizi Ayarlayın 

Akademik kariyerde çalışma saatleri nadiren 9:00-17:00’dir. Bu genellikle geceleri ve hafta sonları çalışmak için bir gerekçe anlamına gelse de çalışma saatlerinizi en üretken olduğunuz zamana ayarlamak için kullabilirsiniz. Eğer ki sabah insanı iseniz, işinize bir kaç saat öncesinde başlamayı göz önünde bulundurun. En iyi düşünme işini akşamları yapıyorsanız, sabahları dinlenip sonrasında en verimli zamanınız boyunca işinizin büyük kısmını yapacak şekilde gününüzü değiştirin. Tabii ki de laboratuvarda ya da ortak çalışma odasında çalışıyorsanız öncelikle danışmanınız ile farklı çalışma saatlerinizin uygun olup olmadığını birlikte değerlendirmeniz gerekir.

Çalışma saatlerinizi ayarladığınızda onlara bağlı kalın. O gün için işiniz bittiğinde devam eden tüm görevleri yarının yapılacaklar listesine taşıyın. Saatinizi ayarlayarak, akşamları ve hafta sonlarının tadını çıkarabilirsiniz ve bununla birlikte ihtiyacınız olduğunda size biraz daha uzun süre çalışabilme esnekliği sağlar.

Uyku ve yemek önemli!

Yeterince uyumak sadece iş-hayat dengesi için bir yol değil, genel olarak sağlığınıza da katkıda bulunur. Eğer yorgunsanız kendinizi tam olarak işinize veremezsiniz. Uyumak ayrıca uzun dönem hafızanızı da etkilemektedir ki bu durum da her gece sekiz saatin daha da önemli olmasını sağlar.

Gece uykusunun yanı sıra, iş-hayat dengesi için uygun bir öğle yemeği molası ve geç saatlerde çalışmanız gerekirse bir akşam yemeği molası da önemlidir. Bunun iki sebebi vardır. Birincisi eğer öğle yemeği yemezseniz günün ilerleyen saatlerinde enerjiniz kalmayacaktır. İkincisi ise öğle molası size dinlenme şansı verir ve çalıştığınız insanlarla sosyalleşme imkanı sağlar. Diğer insanlarla bir araya gelmek, bağlantılarınızı artırmanıza yardımcı olur.

Bu tür alışkanlıkları lisansüstü zamanı kazanmanız akademik kariyerinizde ilerlerken iyi bir iş-hayat dengesi kurmanıza yardımcı olacaktır. Bu dengeyi sağlayabilirseniz hem işinizi hem de özel hayatınızı kolaylıkla kontrol edebilirsiniz.

Akademik kariyerin sağlamış olduğu olanaklar/faydalar hakkında bilgi almak isterseniz “Akademik kariyerin faydaları” yazımı okuyabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

seventeen − 3 =